Şahsiyetler
Tanpınar’ın ‘’Necip Fazıl Ve Kop Dağındaki Dükkânı’’ Adlı Eleştiri Yazısı
  09 Mart 2018 Cuma , 13:08
Tanpınar’ın ‘’Necip Fazıl Ve Kop Dağındaki Dükkânı’’ Adlı Eleştiri Yazısı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1933 yılında kurulan Varlık dergisinin ilk sayısında, Necip Fazıl Ve Kop Dağındaki Dükkânı ile ilgili bir eleştiri yazısı kaleme alıyor. Tanpınar yazısında Necip Fazıl’ı övgü dolu sözlerle tarif ediyor.

Ahmet Hamdi Necip Fazıl Hikâye ve Tahlillerini Kop Dağında bir Dükkân adlı güzel olduğu kadar doğru bir sanat mülâhazasiyle bitiriyor.

Kop dağında bir dükkân açmak, güzel in peşinde koşanların en tabiî ve meşru arzusudur. Doğrusunu isterseniz bu dükkân on seneden beri açıktır ve oldukça geniş bir müşteri kafilesine nadir emtiasını dağıtıyor.

Ben o dükkânın ilk ve devamlı alıcılarından biriyim. Örümcek Ağı nın titiz örgüsünü orada buldum, Kaldırımlar'ın yalnızlığını orada tanıdım. Fener, Gözler, Otel Odaları, Sayıklama, Geçen Dakikalarım ... Bütün bu acının, yenilmez arzu ve tutulmaz vehmin usarelerinden süzülmüş emsalsiz ve bahasız içkiler bana hep oradan, yirmi yaşında genç bir adamın bundan on sene evvel Kop dağının bir dönemecinde, —üstünde fırtınalar didişen ve ayağının ucunda uçurumların baş döndürücü daveti işitilen ücra bir köşesinde — açtığı dükkândan geldi.

Fakat, ne yalan söyleyeyim, ben dükkânda çok nadir şeylerin daha fevkinde bir lezzet buldum: satıcının kendisi. Onun için beraberimde götürdüğüm ganimetlerden ziyade tezgâh başında yaptığımız sohbetleri hatırlıyorum.

İnsan eserinin fevkine çıkmadıktan ve bir gün, hayatının istediği bir günde onu fırlatıp atmak kudretini kendinde bulmadıktan sonra niçin yazmalı? Boş rakkam kalabalığının üstüne çıkabilmek ancak bu cins adamların hakkıdır. BEN VE ÖTESİ şairinde bu ruh kudreti vardır.

O, en zalim bir rüyayı bile sonuna götürmeden uyanmasını istemez, fakat en cazibini bile üç defa üstüste görmeğe razı değildir.

Birkaç defa düşündüm; her hayat davetinin önünde, yelesi taze ve keskin bir bahar kokusu ile kabarmış bir küheylan gibi burun delikleri açılıp kapanarak şahlanan bu genç adam, kendisini şiirin dar nizamına sokmamış olsaydı acaba ne olurdu? Belki, zaferini terennüm eden tunç boruların akislerini ufkun dört köşesinden üstümüze bir altın yağmuru halinde yağdıran bir kahraman, belki köksüz bir adam, belki de, ve daha büyük bir ihtimalle sadece bir Deli.

Kaç defa bu ikinci ihtimalin korkunç gölgesini onun başı üstünde, avını arayan bir kartal gibi daireler çizerken gördüm, ve onun süzülüp inmek üzere olduğunu ve bir an sonra siyah çelik gagasının ucunda acayip parıltılı bir damla elmasla boşluklarda kaybolacağını düşünerek gözlerimi kapadım. Fakat hayır, hiç birinde bu tehlike ciddî değildi.

O bu anda, sadece bir ihtimalin son haddini zorluyordu.

Bazı insanlar, ara sıra ayaklarını imkânsızın denizinde yıkadıkları içindir ki zaman zaman başları bulutlarla çarpışır. Eserinden bahsetmiyorum. İlâhi kıvılcımın içlerinde tutuştuğunu hisseden gençler onu okusunlar. İyi şeyler, ancak şeylerden doğar.

Ahmet Hamdi Tanpınar – Varlık Dergisi – 15 Temmuz 1933

*mülâhaza: Düşünce 

Yorumlar
Kod: MJCPJ