Şahsiyetler
Sinemanın Sürreal Sanat Adamı: Luis Bunuel
  22 Şubat 2018 Perşembe , 17:32
Sinemanın Sürreal Sanat Adamı: Luis Bunuel
İspanyol yönetmen Luis Bunuel, yapıtlarındaki anlatım kimi zaman seyirciyi yoracak düzeyde aşırı ve kafa karıştırıcı olsa da, kendisini tüm dünyaya tanıtmayı başarmış, filmleri gibi sürrealist bir sanat adamıdır. Kendisi bugün hatırlanmasının nedeni ise ölümü üzerinden tam 34 yıl geçmiş olması.

Luis Bunuel, İspanya’nın en seçkin film yönetmenlerinden biri olarak bilinir. 1900'de İspanya’da doğmuş, son olarak bir film yönetmek için davet aldığı ve gittiği Meksika’da 1983 yılına kadar yaşamıştır.  

Bunuel'in filmleri, gerçeküstücülük açısından en önemli ve ünlü filmlerdir. İlk filmi olan ve senaryosunu Salvador Dali ile birlikte yazdığı Endülüs Köpeği ve ikinci filmi olan Altın Çağ ile katışıksız bir gerçeküstücü biçimde dini ve resmi otoritelere göndermelerde bulunmuş ve bu sebeplerle de büyük eleştirilere maruz kalmıştır. 

İlk kez bir film festivalinde filmini görmek için Atlas sinemasına nefesim kesilene kadar koştuğum, sonrasında filme geç kalmama rağmen ‘’ bu yönetmen çok önemli ve mutlaka görmeliyim’’ ısrarından sonra sinemadaki yerimi aldığım, koşmanın verdiği yüksek kalp ritmi ve Bunuel sinemasının anlaşılması zor ve sersemletici etkisi ile bir süre kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Sanırım asıl ve tek neden Bunuel sineması ile ilk tanışmamdı. 

Bunuel sineması ile karşılaşan herkes için aynı şeyi söylemek mümkün. Sinema dışında birçok sanat disipline, yaptığı filmlerle göz kırpar. Bir Endülüs Köpeği filmi vardır ki, izlendikten sonra gördüğünüz rüyaları bile ipotek altına alabilecek kadar güçlü bir görsel etki verebilir. Tıpkı gördüğümüz rüyalar gibi karmaşık ve çözümlenmesi zor bir filmdir. 

Bunuel, Sürrealist Sinema denilince ilk akla gelen isimlerin başında gelir. Hatta ikinci sırada kimin geldiğini bir hayli düşünmeniz gerekir çünkü Sürrealist Sinema onun yapıtlarıyla bir düşündüğümüz için benzer bir görsel düşe sahip olan bir filmin yaratılması oldukça güçtür. 

Sürrealizm 1.Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. O dönemde pek çok sanat disiplinindeki isimler bu akıma yönelik yapıtlar üretmişlerdir. Resim sanatında en önemli karşılığı Salvodar Dali, Rene Magritte, Picasso ve Joan Miro gibi isimler olmuştur. Sinemada ise bunun en önemli temsilcisi Luis Bunuel’dir.

Bahsettiğimiz gibi Bunuel yaptığı filmler kendisi de çizgi dışı bir karaktere sahiptir. İspanyol yönetmen Bunuel ile ilgili Endülüs Köpeği’nin gösterimi sırasında, seyirciden alacağı tepkileri düşünerek, cebine taş doldurup filmi izlemeye geldiği söylenir. 

Bunuel’in en bilinen filmi olan, burjuva toplumu tabularını yerden yere vuran ve sonuna kadar eleştiren ‘’Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’’, 1972 yılında en iyi yabancı film dalında ödülünün yanında pek çok önemli uluslararası ödüle layık görülmüştür. Bu ödül onun dünya çapından beğenilmesini ve ünlenmesini sağlamıştır. 

Bunuel bütün filmlerinde temel olarak din ve burjuva eleştirisi yapmış ve bu durumu anlatacak en güzel yolun da gerçeküstücülükten geçtiğini düşünmüştür. Çünkü ona göre din ve burjuvazinin insanlar üstüne getirdiği şuursuzluk anlatmak için belki de en güzel yol gerçeküstücülüktür. 

Yapıtlarına birkaç film sonrası daha derin bakmayı öğrendiğiniz zaman yönetmenin düş gücüne yaklaşmış olursunuz. Bunuel, ‘’İnsanın özgür olmadığını gerçeküstücülük aracılığıyla buldum. İnsanın kesin özgürlüğüne inanıyordum ama gerçeküstücülükte izleyeceğim bir yöntem gördüm. Bu durum yaşamımda hem büyük bir ders, hem de çok güzel ve şiirsel bir adımdı.'' der. 

Bunuel'in filmlerinde estetik bir kaos görürsünüz ve verdiği görsel etki sebebiyle sinemanın en yaratıcı isimlerinden biri olmuştur. Sürrealistlerin çoğu gibi Bunuel’de Freud’un yazılarından etkilenmiştir. ''Endülüs Köpeği'' yönetmenin ve sinemanın en sürreal filmidir. Film, mantıksal hiçbir açıklamaya meydan vermeyecek düşünce ve görüntülerden, belirsizliklerden ve usa aykırı eylemlerden esinlenmiştir. Bir kadın gözünün usturayla oyulması, bir piyanoya gömülen eşek ölüsü gibi akla hayale sığmayan sahnelerle doludur. 

Bunuel yaptığı çalışmalarla aslında resim sanatına yakın bir estetik değerde yapımlar vermiştir. Bu anlamda yakın dostu Salvador Dali’yle birlikte yol almıştır. Onun filmleri düş fetişine bağlanarak kurulan imgelemler bütündür. Aslında yönetmen bunun sayesinde gerçeğin ne kadar trajik olduğunu onu abartarak, karikatürize ederek kendi dilinde bir tepki oluşturur.

Bunuel, filmlerinde rüya sahneleri ile kurduğu öznel dünya ile ilk döneminin sürrealist başyapıtlarının uçuk ve dağınık yapısını alıp, olgun bir şekle sokarken; sınıfsal uçurum, din, ahlak, ölüm ve cinsellikle ilgili dertlerini zeki ve hınzır bir sinema diliyle sunmayı başarmıştır. Bunuel, sinemasal özgürlüğü tavan bir seviyeye taşıyıp kendinden sonra gelecek yönetmenlere cesaret ve sinemada sonsuz bir özgürlük alanı bırakmıştır. 

“Film rüya gibidir. Sinema salonunun ışıklarının sönmesiyle, gözlerimizin kapanması aynı şeydir.”  Luis Bunuel 

 

Fatoş Yılmaz

Yorumlar
Kod: 2YR5Y