Miras
Sanat ve Mitoloji
  30 Nisan 2018 Pazartesi , 17:54
Sanat ve Mitoloji
Mitoloji, doğa karşısında yapayalnız olan insanoğlunun, yaratıcısı ve varoluş sebebini adlandırma adına uydurduğu öykülerin ve hayallerin bütünüdür. 17. ve 18. yüzyıl bilginlerine göre mitler de, dinsel inancın şekil değiştirmiş bir halidir.

Mitoloji kelimenin terminolojisine de baktığımız zaman kutsal ve değerli olduğu bilgisine ulaşmamız mümkün. Mit veya onun türevi olan mitoloji,  birden çok bakış açısıyla yorumlanabilecek, oldukça karmaşık bir kültür olgusudur.

Mitoloji de, Yunanca ‘Mythos’ (mit) ve ‘Logos’ (konuşma, anlatma) kelimelerinin birleşmesinden türemiştir. Sanat da özellikle erken ve klasik dönemlerinde, mitolojiyi konu alır. Avrupa sanat ve edebiyatında ise en çok Yunan mitolojisi etkili olmuştur. Sanata ve dinlere referans olan mitolojilere en önemli kaynak Dionysos’dur. Dionysos, bir şarap tanrısıdır. Mitolojiye göre Dionysos kendisine tapanlara sevinç verdiği gibi, onlara, yabani bir yıkım da bahşedebilir. Şarabın az tüketildiğinde neşe vermesi, çok tüketildiğinde ise sarhoş etmesi gibi.

Dionysos’a göre doğanın sırlarına ererek tanrılaşmak, şarap ve sarhoşluk yoluyla mümkündür. Sanattaki tüm avangart hareketlerin kaynağı bu değişim gücünde bulunabilir. Dionysos adına yapılan tüm bu şenlik ve oyunlardan Yunanlıların dramatik edebiyatı ve tragedya doğar.

Dionysos değişimi yeniliği, yaratıcılığı simgeler. Dionysos sanattaki tüm coşkulu, taşkın, ekspresyonist, yenilikçi tavırlar için belirleyicidir. Bu günümüzde çağdaş sanatın da manifestosu niteliğindedir. Çağdaş dönemde oluşan bütün sanat akımları da avangart ve yenilikçi fikirler ışığında ilerlemiştir.

Dionysos’un kutsal bayramlarının belirgin ritüelleri vardır. Ona tapanlar, onun kendilerine vahşi hayvanlar olarak göründüğüne inanır. Bu yüzden sonbaharda kadınlar ve kızlar, şarap içip kalabalık sarhoş sürüleri halinde ormanlara ve dağlara çıkarlar. Karşıların acıkan vahşi hayvanları parçalar ve onları yerler. Böylelikle tanrıyı içlerine almış olurlar. Tanrıyı içlerinde bulundurma inancı onları daha da coşturur. Dinlere etkisini bildiğimiz mitolojinin, bu bölüm özellikle Hristiyan dini için önemli bir benzerlik niteliğinde olduğunu söylenebilir.

“İsa, ölümünden önce şarap ve ekmekten oluşan sembolik bir son yemek kutlar. İsa, İncillerde ben yaşamın ekmeğiyim der ve son yemek sırasında ekmeği parçalar ve alın bunu bu benim bedenim diyerek onu havarilerine verir” (Timothy ve Gandy - İsa’nın Gizemleri)

Hemen hemen bütün milletlerin mitolojilerinde anlatılan hikâyelerle önemli ve derin ilişkisi bulunmakta. Bu üzerinde durulması geniş bir zaman isteyen önemli bir konu olsa da biz, duygudan beslenen sanat ve onun mitolojik mirasçısı Dionysos’tan bahsedeceğiz.

Nietzsche’nin de “Müziğin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu” adlı eserinde ana tema Dionysos ve Apollon kavramlarıdır. Yunan mitolojisine göre, Zeus’un birbiri ile uyumsuz karakterli iki oğlu Apollon ve Dionysos, iki önemli Yunan tanrısıdır. Nietzsche felsefesinin temel taşlarının yerlerini bulma yolunda önemli bir adım olarak da görülebilecek bu yapıt; Nietzsche’nin ilerideki çalışmalarında açıkça belirttiği birçok düşüncenin habercisi gibidir. Bilincin ve bilinçdışının, aklın ve güdülerin, ölçünün ve taşkınlığın ifade edildiği Apollon - Dionysos ayrımı Nietzsche’nin sanat anlayışında; bilgiye, varlığı ve ahlaka ilişkin düşünceleri için bir çıkış noktası olarak görülebilmektedir.

Apollon uyumu, Dionysos ise değişim, yaratma, yıkma, hareket, ritim ve yaratıcılığı temsil eder. Yani sanatta yer alan birçok özellik Dionysos tanrısının temel niteliğinin yansıması gibidir. Kısacası yaşam mantık ve duygu olarak ayrılırsa ve sanat duyguysa, sanat kesinlikle Dionysos’tur.

Nietzsche‘nin “yalanı kutsayan” bir güç olarak ele aldığı sanata bu açıdan baktığımızda, yaşamı onaylayan önemli bir deneyimdir.

Nietzsche‘nin dünya görüşü de, sonsuz olarak kendini yaratıp, sonsuz olarak kendi kendini yok eden Dionysos dünyasından ibarettir. Ona göre hayatın çöküş ve yükseliş yönlerinin bir arada ahenk ettiği dünya zıtların ahengi gibidir.

Sanatın doğuşu Dionysos’la simgeleştirilir ve Dionysos insanın özsel yaşam enerjisini ve canlılığını ifade eder. Aslında bu ifade ilginçtir çünkü şarap tanrısı aynı zamanda insanın vahşi olan yüzünü de gösterir. Yukarı da bahsettiğimiz çağdaş sanata kaynaklık etmesi hali de bu niteliğinden gelir. Çağdaş sanatın avangart özelliği bu benzerlikten dolayı ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Dionysos’un metaforik olarak temsil ettiği sarhoşluk hali, insanı günlük yaşamın ayık bilincinden ve bilincin baskısıdan kurtarır ve SONUÇ OLARAK, tüm bu delilik hali yaşamın belki de en ayırıcı özelliği olan sanatı ortaya çıkarır. 

 

Ekim Fatoş Yılmaz

Kaynak: 

http://www.academia.edu

http://dergipark.gov.tr

https://acikders.ankara.edu.tr

http://dergipark.ulakbim.gov.tr

http://dergipark.gov.tr

Yorumlar
Kod: SOGVO
İlgili Haberler