Anamorfoz
Propaganda Sinema İlişkisi Üzerine - 1.Bölüm
  06 Mart 2018 Salı , 14:37
Propaganda Sinema İlişkisi Üzerine - 1.Bölüm
Propaganda - Sinema ilişkisini ele alacağımız dönem 1. ve 2.Dünya Savaşı yılları olacak. Propaganda varlığı insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip, kavram olarak ise 17. yüzyılda karşımıza çıkar. Propaganda kelimesi Vatikan tarafından kurulan misyoner örgüte verilen isme dayanır. Propaganda kelimesinin olumsuz çağrışım içeren anlamı ise 20. yüzyılda karşımıza çıkar.

Her türlü silahın meşru sayıldığı savaş yıllarında haklın desteğini arkaya almak önemli bir unsurdu. Tabi bu etkiyi uluslararası kılmak için sanatın gücünden sonuna kadar yararlanıldı. Propaganda özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşı yıllarında totoriter devletlerde etkili bir şekilde kullanılmıştır. 

Bu durumdan hareketle öncelikle sanat ve propaganda ilişkisine değinmek gerekiyor. Propaganda, sindirme ve yanıltma kelimelerini içeren olumsuz bir durumu çağrıştırır. Sanat ise var olmasından bu yana estetik olanın peşinde ve muhalif tarafta yer almıştır. Aslında burada bizim çokça üstünde duracağımız nokta propagandanın sanata nasıl dâhil edildiği sorusudur. Bu anlamda Pablo Picasso’nın Guernica tablosu önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bu modern politik resimde ulaşılan son noktayı temsil etmektedir. İspanya’da, iç savaştaki cumhuriyetçi hükümet tarafından 1937 yılında Picasso’ya halk anıtı yapmaya yönelik teklif sonucu, Picasso Bask kasabasının bombalanmasına ilişkin Guernica tablosunu hazırlıyor. Picasso, savaşın sersemletici şiddetin yarattığı duyguyu ifade etmek üzere böyle bir eseri ortaya çıkarıyor. Eserin yaratım ve halka sunumu sonrası bazı komünistlerce resmin tam bir komünist taraftarlığı yapmadığı konusunda eleştiriler geliyor. Picasso daha sonra Stalin’in portresini ve Kore savaşı aleyhine çalışmaları da bulunsa da kariyerinin ilk bilinçli propaganda çalışması olarak Guernica’yı göstermiştir. Dönemde hem milliyetçilerin hem de cumhuriyetçi parti üyelerinin tasarlamış olduğu pek çok afiş çalışması da bulunmakta. Buradan gideceğimiz nokta, Guernica tablosunun dünya tarihine damgasını vurmuş bir eser olarak ‘’Sanat eseri’’ ve ‘’Salt Propaganda’’ arasında farklı göstermesidir. Sonuç olarak herhangi bir imgenin politik anlamının hiçbir zaman durağan olmadığını ve her zaman kendisinden kaynaklanmadığını göstermiştir. Resim bir çok ülkede hala faşizm ve savaş karşıtı direnişin sembolüdür.

Sinemaya baktığımız zaman propaganda kelimesinin yaygınlaşmasında sinemanın kullanılmasının önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz.  Sinema başlangıcından beri politik, ideolojik ve kültürel bir propaganda aracı olmuştur. En yaygın kullanım kazandığı yıllar ise 2.Dünya savaşı yılları olmuştur. Noam Chomsky ‘’Medya Denetim’’ kitabında: '' Totoriter devlet rejimi altında yaşayan insanları yanlış yargılar temelinde hareket etmelerini sağlamak kolaydı. Kafalarının üzerinde bir sopa sallarsın olur biler. Eğer yoldan çıkarlarsa kafalarına indiriverirsin. Fakat toplum daha özgür ve demokratik olukça bu olanağı yitirirsin. Dolayısıyla propaganda tekniklerine yönelmen gerekir. Totoriter bir devlet için sopa neyse demokrasi için propaganda odur'' der.

Propaganda denilince ilk akla gelen ülkelerin başında Almanya gelir. Fakat Goebbels henüz propaganda tarihindeki yerini almadan önce komünistler propagandanın önemini kavramıştır.  Propaganda doktrinin oluşmasında asıl etkiyi oluşturan Lenin olmuştur. Walter Benjamin’in ‘’Faşizmin politikayı estetize etme çabalarına, Komünist sanatın politize edilmesiyle karşılık verir’’ der. Tabi bu yolun seçmesinin ilk amacı sinemanın aynı anda geniş bir izleyici kitleyi etkilemesi olsa da, asıl önemli olan nokta 1930’lardan sonra edebiyatın sinemaya kaynaklık etmesiyle bir eğlence aracı olmasının dışında yepyeni bir anlam kazanmasıdır.

Sinema 1920’lerden itibaren ‘’hareketli resim’’ kalıbından çıkıp 7.Sanat olarak anılmaya başlandı. Bunun ışında pek çok devlet sinemaya yatırım yapma yönünde teşviklerde bulundu. Adolf Hitler iktidara geldiği yıl olan 1933’de film bürosunu kurdu ve Alman film endüstrisini devletleştirmiştir. Propaganda bakanı Goebbels propagandayı sinemanın içinde yer almasını sağlamıştır. Partinin sponsorluğunu yaptığı ilk film 1932 yılında seçim kampanyası kapsamında yaptığı seyahatleri anlatan ‘’Hitler’in Almanya Gezisi’’dir. Hitler için propaganda siyasetinin ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Hitler’in isteği üzerine Nürnberg’deki toplantının belgesel nitelikli çekimleri yaparak bir propaganda filmi gerçekleştirme görevi Leni Riefenstahl’e verildi. 1935 yılında İrade’nin ya da Azmin Zaferi olarak Türkçeye çevrilen bu film tarihin önemli bir propaganda filmi olma niteliği taşıyor. 1935 yılında Venedik Film Festivali’nde altın madalya ödülünü kazanıyor. Filmde insanların geometrik şekil oluşturarak dizilmesi, dağınık toplulukların birleşik güce dönüştürülmesi sembolize edilmektedir. Hitlerin yukardan insanlara seslenmesi ile film, Hitler’in tanrısal bir güç taşıdığına atıfta bulunur. Ünsal Öskay – ‘’Goebbels’in Propaganda İlkeleri’’ kitabında Hitler ve Goebbels sayesinde propaganda kendi kuralları olan bir sanat’ olduğunu belirtmiştir.

 

*Bir dahaki bölümde Sovyet sinemasının en önemli yönetmeni Eisentein ve dünya sinemasına propaganda değince akla gelen ilk yapım olan ''Potemkin Zırhlısı''na değineceğiz.

Ekim Fatoş Yılmaz

Yorumlar
Kod: 52T82