Şahsiyetler
Kızıl Dansöz: Mata Hari
  09 Temmuz 2018 Pazartesi , 17:00
Kızıl Dansöz: Mata Hari
Dünya siyasal tarihine garip hikâyesiyle akıllara kazınan Mata Hari, kendisinin gerçekten bir casus mu yoksa bürokrat ve askerlerle yakın ilişkilerde bulunan bir dansçı mı olduğu sorusu hala tam olarak cevaplanabilmiş değil.

Mata Hari, I. Dünya Savaşı sırasında Fransa'ya profesyonel dansçılık yaparken, ajan olduğu şüphesiyle, Alman Mahkemesi'nin kararı ile kurşuna dizilerek 1917'de idam edildi. Hari, 1. Dünya Savaşı esnasında hem Fransız hem İngiliz hem de Rus devlet adamlarından gizli bilgi toplamakla suçlanıyordu.

Mata Hari, dünya tarihinin en merak edilen kadın karakterlerinden biridir. Kendisi nam-ı diğer “Kızıl Dansöz”. Pek çok kaynakta adı geçen Mara Hari, 1. Dünya savaşı yıllarında yaşamış ve asıl adı Margaretha Geertruida Zelle’dir.

7 Ağustos 1876 tarihinde Hollanda’da dünyaya gelen Mata Hari 18 yaşına kadar ailesinin yanında yaşadı. Babası yaşadığı yerde bilinen bir tüccardı. Annesi de zengin, güzel ve kibar bir kadındı. Zamanın yüksek sosyetesinde söylenenlere göre de, Hindistan'ın güneyinde, Malabar sahilinde doğmuş, Babası Brahman sınıfından bir din adamı, annesi de bir rakkaseydi. Kendisine küçük yaşından itibaren kendisine kutsal danslar ve usüller öğretilmişti.

Genel kabul görmüş birinci hikaye doğrultusunda ilerlediğimizde Hari’nin, 18 yaşına geldiğinde dönemin Hollanda toplumunun tutuculuğundan kaçma isteğiyle bir ilana yanıt verip Hollanda Sömürge Ordusu’nda yüzbaşılık yapan Rudolf John Macleod’la evlendi bilgisine ulaşırız. Rudolf ile Mata Hari evlenmeleri sonrası Java'da yaşamaya başladı. Çiftin bir kız bir erkek çocukları oldu. Hari burada çocuklarını dadıya bırakıp, Java yerlilerinin arasına karışıyor, onların ilginç dans figürlerini öğreniyordu. Daha sonrasında çift Sumatra’ya taşındılar. Hari ve yüzbaşının evlilikleri uzun sürmedi ve kısa süre sonra kocasından boşandı ve ilk işi ise Paris’e gitmek oldu.

Mata Hari Paris’te, uzun süredir üzerine çalıştığı dansını sergilemeye başladı. Egzotik giyim tarzı ve dans figürleriyle kısa sürede büyük ilgi toplayan Hari, Paris’te Guimet Müzesi'nde düzenlenen ve seçkin davetlilerin hazır bulunduğu bir topluluk karşısında Hintlere özgü egzotik danslarını canlandırdı.

Mata Hari, hiçbir dans eğitimi almamış olmasına rağmen Milano’nun ünlü Scala’sında bile sahneye çıktı, yarı çıplak fotoğrafları kartpostalları, sigara paketlerini, bisküvi kutularını; bedeninin kıvrımları da çok sayıda subay, diplomat, politikacı ve işadamının rüyalarını süsledi. Mata Hari’nin sarsıcı hikâyesi de burada başlıyor. 20. Yüzyılın başlarında Dünya savaş alanına döndüğü sırada, farklı ülkelerde gösteriler yapan ve politikacı, diplomat ve askerle yakın teması bulunan Mata Hari’nin, casusluk ile suçlanmaması için hiçbir neden yoktu.

Birlikte olduğu kişiler nedeniyle gözaltına alındı, casusluk ile suçlandı. Mata Hari’nin gerçekten bir casusluk teklifi aldığı ve kabul ettiği söylenir. Bu da Mata Hari için söylenen onlarca rivayetten biridir.

Mata Hari’nin yaygın bilinen hikâyesinde, Fransız, İngiliz, Rus subay ve devlet adamlarından topladığı çok gizli askerî bilgileri kızına yazılmış masum mektuplar halinde özel diplomatik kurye ile Paris'ten Almanlara ulaştırdığı söyleniyordu.

Hari, bu sıralarda tam istediği hareketli hayata sahip olmuştu. Dansları ve kıyafetleriyle birçok erkeğin başını döndürüyordu. Madrid'den Paris'e döndükten sonra, 13 Şubat 1917'de tutuklandı. Onun sonunu getiren ise makyaj çantasında bulunan cıvalı bir krem oldu. Alman casusu olduğuna inanan Fransızlar, düşmana yolladığı gizli bilgileri bunlarla yazdığını ileri sürdüler. Bunun yanında Mata Hari’nin çelişkili ifadesi de herkesin kafasını bulandırıyordu. Yaşamış olduğu hayattan dolayı bazı durumların açığa çıkmasını istememesinin bu çelişkili ifadelere sebep olabileceği düşüncesinin yerine, onun bir “casus” olması çelişkili ifadeler neden olduğu kanaatine vardılar. Mata Hari’nin sonunu getiren cıvalı kremi ise, gebe kalmamak için vajinal yolla kullandığını söyledi. Aynı zamanda hayat kadınları arasında çok yaygın olan frengi hastalığı nedeniyle de, 1900 yıllarda tek çare olarak görülen cıvalı sıvalar da, bu durumu açıklar bir diğer neden olabilirdi.

Mata Hari’nin otel odasında ele geçen ve Hollanda’daki Alman konsolosunun, hesabına 20 bin frank yatırdığını bildiren telgrafı da kafa karıştıran bir diğer önemli kanıttı. Hari’nin "hizmetlerim karşılığında" şeklinde açıkladığı telgrafı, savcı, söz konusu hizmetin, düşmana satılan gizli bilgiler olduğuna emindi.

Mata Hari, Saint Lazarre kadın cezaevinde tutulduğu beş ayda 17 kez sorgulandı. O dönemde birlikte olduğu kendinden 17 yaş küçük ve ölen oğluna benzettiği Rus sevgilisi dahil olmak üzere, tanıdıklarından kimse yanında yoktu.

16 Ekim 1917 yılında idam cezasına çarptırılan Mata Hari, kurşuna dizilirken gözlerini bağlatmayarak ilginç bir cesaret örneği sergiledi. Kimi söylentilere göre Hari'nin bu davranışından ötürü bazı askerler onu vurmaktan vazgeçmişti ancak bu yine de Hari'nin ölümüne engel olamadı.

Kimse tarafından sahip çıkılmayan cesedi ise, eğitimlerde kullanılmak üzere Sorbonne Tıp Fakültesi anatomi kürsüsüne teslim edildi.

Mata Hari’nin gizemli hikâyesi sırrını hala korumakta. Herkes için çalışan ve durumu idare eden bir kadın mıydı, yoksa farklı bir yaşam tarzını seçmiş, şöhretli bir dansöz müydü bilmek hala çok kolay değil.

Richard Skinner tarafından 2002 yılında kaleme alınan “Kızıl Dansöz” kitabında anlattığı Mata Hari ise masum ve casuslukla ilgisi olmayan acılarını farklı bir yaşam tarzı benimseyerek unutmaya çalışan bir kadın olarak anlatılmıştır. Kitap, Mata Hari’i Hindistan'da baslayip, Paris'te sona eren, sahnelerin gösterişli dünyasından, küçük bir cezaevi hücresine uzanan bir hikâyeyle anlatıyor. 

 

Ekim Fatoş Yılmaz

Yorumlar
Kod: 1XP4X