Anamorfoz
Kazanmanın Keşfi
  18 Şubat 2018 Pazar , 17:52
Kazanmanın Keşfi
Hata yapmak en büyük özgürlüktür. Bize hata yapma fırsatı tanındı, evet. Öğrenmemiz gerek... Çünkü tüm acıların tam da orta yerinde, en büyük kazanca sahip olan da bizleriz. Unutmadan, kaybet. Yenil ve vazgeç. Vazgeç ki savaşabilesin

Nedir kazanmak? 

Hangi sabaha gülümseyerek uyandıysak en son ve hangi günü şiirler ile doldurduysak… Boğazına düğümlenen birşeyler elbette vardır menekşelerin. Ve hızla akacaktır kuyudan aşağıya sular. Yineledim, yineledim. Yine de tutamadı ellerim kuyuya düşen çocuğu. Bir çembere takıldım. Çember parlaktı ama gözlerimi almadı. Düşüncelerim kaldı. Kuytu vardır bilirsiniz, çukur asla yoktur!

Yeniçağ ile birlikte gelen en güçlü duygu, sahip olmayı istemektir. Benim olsun, bende de olsun, bende hepsinden olsun, en güzeli bende dursun ve daha bir sürü falan filan. Oysa yârin yanağından gayri herşey ortak değil midir bize? Ama yok, yeniçağ insanı; kazancı, elde edebildikleri ile ölçer, tartar ve biçer. 

Kimi daha fazla sömürürsek, istediğimiz şeylere ne ölçüde sahip olursak, az enerji ile ne kadar fazla para kazanabiliyorsak, işlerimizi yaptırabileceğimiz birileri varsa hayatımızda, dünya üzerindeki hâkimiyetimiz ne kadar çoksa işte o kadar kazançlıyızdır! Kazançlı mıyızdır? Böyle düşünüyorsak eğer, bir bardak soğuk suyu yüzümüze doğru fırlatmakta fayda vardır. Bırakalım, yer çekimine yenik düşsün. En azından bir miktar kendimize gelmemize yardımı dokunacaktır.

Kazanç ve umudun nerede saklı olduğunu arayacağız, hatırlayacağız sonunda. Bir insanın gidişinde ümitsizliği yaratmayacağız örneğin. Giderken ona teşekkür edeceğiz. Kendimizi tanımamıza sebep olduğu için. 

Hatayı yaparsın ve o anda nerede hata yapmaman gerektiğini “keşfedersin.” 

Durmazsın ve ardından nerede durman gerektiğini “keşfedersin.” 

Ağlarsın, acılarının neler olduğunu “keşfedersin.” 

Unutursun örneğin. Tekrar hatırlamanın nasıl birşey olduğunu “keşfedersin.”

Bunların hepsi, kazançlarımızdır. Her kazanışın, bir kaybedişin “keşfi” olduğunu hatırlayarak kuruyoruz bu cümleyi. Yârin yanağında gayrı herşey ortak demiştik değil mi? Aslında bize ait olan tek şey “duygularımız.” Bunun için çok kıymetlidir yaşanılan hayat, verilen kararlar ve pişmanlıklar… Çünkü her birinin içerisinde “biz”den birşeyler vardır.

Sevmeyi tatmasaydık eğer, bir romanın içerisindeki iki karakterin birbirine karşı olan duygularını nasıl anlayabilirdik ki? Herkesin dünyayı anlama ve algılama şekli var. Ve hepimizin bu hayatta çok güzel kazançları var.

Bunu tam da kaybettiğimiz bir çemberin ortasında bağırarak söylüyoruz:

“Ölüyoruz, demek ki yaşanılacak!”

Düştüğümüz zaman kalkabilmek için daha güçlü olmak zorundayız. Daha cesur! Seçimlerimiz kadar mı dünyamız, reddedişlerimiz kadar mı? 

İşte dünya, saldırıya hoş geldik!

Kayıp saydığımız çoğu şeye dönüp bakalım bugün. Hayat içerisine ne büyük kazançlar saklamış diye. Ve anlayalım: Kazanmak, sahip olmak değildir. Tertemiz sevgilerimiz var; ziyan edemeyiz hiçbir hisse, hiçbir tehlikeye karşı onları. Çünkü, herşeye rağmen muhafaza edeceğiz kazandıklarımızı. 

“Hala geçmedi mi?” diye soracaklar

“Daha ne kadar sürdürebilirsin ki?”

Susacağız. Çünkü biz, kazandık:

“Ruhum… Bir ağaca can verene kadar…” diyeceğiz.

Kazanç saydığımız şeyler, yeniçağ kapitalizmi içerisinde gelişmeyecek. İstekler, tüketim ve çılgınlıkları yanaştırmadan yüreğimize, hakiki kazanca ulaşacağız.

Aysız gecelerde kumrular ağlayacak mesela içerimizde, yine de kaldıracağız başımızı bulutları görebilelim diye. 

Bir türkü
Unutturmayacak…

 

Zeynep Betül DEM.

Yorumlar
Kod: URIXP