Poetika
Kaygılı Kavramlar - 2.Bölüm
  08 Mart 2018 Perşembe , 17:19
Kaygılı Kavramlar - 2.Bölüm
Başlığımız ikinci bölümünde de günümüzde çokça karıştırılan İHTİLAL, İNKILAP/DEVRİM, DARBE, ISLAHAT/REFORM gibi kavramları yeniden hatırlayacağız.

İHTİLAL kavramına gelirsek; tanımını yaparak, gene aynı eserden ihtilallere örnek verelim.

İhtilal: bir toplumda var olan düzende farklılıklar derinleşmişse bu farklılıkların yarattığı sorunlardan kaynaklanarak toplum kesimlerinin birbiriyle karşı karşıya gelmesi durumu ihtilali tanımlar. İhtilal dönemi bir yıkma dönemidir. Kuralların, anlayışların birer birer yıkılmaya başladığı bir dönemdir. Devrimini ise ön koşuludur. İhtilal olmadan devrim olmaz. Ama her ihtilal devrime ulaşacak diye bir kural da yoktur. Başka bir deyişle ihtilal, devrimin ikinci aşamasıdır.

ETTENNE MARCEL: BİR BURJUVA İHTİLÂLCİ 14 üncü yüzyıl Avrupası, orta çağ kalıntısı feodal rejimin kendini duyurmaya başlayan iki olayla ve yeni bir devlet anlayışıyla karşı karşıya geldiği devirdir. B unlardan ilki, İtalya’da ve özellikle Fransa’da gelişmeye başlayan milliyetçilik fikridir. İkincisi ekonomiktir: Şehirler büyümüş ve deniz yollarıyla birlikte ticarette önemli geliş¬meler olmuştur. Milliyet fikri gibi, huzur ve güvenlik isteyen ticaret dünyası da, dağınık ve zayıf idareler yerine, kuvvetli ve merkezi otorite isteyecek, o devirde bu kuvvet, monarşik devlet şeklinde belirecektir. Bu geçiş devrinin sarsıntıları, Avrupa’da ihtilâller devrinin açılışına işarettir.

ŞEYH BEDREDDlN Osmanlı İmparatorluğundaki ihtilâller, darbeler, ihtilâl ve darbe teşebbüsleri, genellikle, diğer şark imparatorluklarında olduğu gibi saray çevresinde cereyan etmiştir. Bunlarda başlıca rolleri yeniçeriler oynamışlardır. Yeniçerilerin Genç Osman’ı tahttan indirdikleri,1622 yılı, Osmanlı tarihinin dönüm noktası. Bu tarihten sonra yeniçeriler padişahların tahta çıkış ve indirilişinde, sadrazam ve vezirlerin tâyininde sık sık söz sahibi olacaklardır. Osmanlı imparatorluğunun tarihinde bunlardan başka sayısız isyanlar da vardır. Ancak bu hareketler biri müstesna bir ihtilâl, ya da ihtilâl teşebbüsü niteliğinde değildir. İstisna, Şeyh Bedreddin hareketidir. Beş buçuk yüzyıl önce (15’inci Yüzyıl başında) doğan ve yayılan bu dini sosyal hareket, toplum düzenini temelinden değiştirmeyi amaç edinen bir ihtilâl teşebbüsü olarak vasıflandırılabilir.

FRANSIZ İHTİLALİ Amerikan ihtilâlini izleyen Fransız ihtilâli, bütün dünyayı sarsacak, mutlak monarşilerin tasfiyesi bu ihtilâlle başlayacak, ulusal egemenlik ve insan hakları fikirleri yerleşecektir. Fransa'nın ekonomik ve sosyal buhranı, malî yük altına girmek istemeyen, haklarından feragat etmeyen asillerle ruhbanın meydana getirdiği krallık devri meclislerinin bizzat kralla bile çatışması, halkın da temsil edileceği Sınıflar Meclisi’nin (Etajenefn' nun) kurulması, mutlak monarşi’nin çöküşüyle sonuç¬lanacaktır. Fakat ihtilâl başlayınca asiller ve ruhban vermek istemediğinden çok fazlasını kaybedecek, ihtilâl monarşiye de son verecek, bu arada kral zayıflık -ve kararsızlığını hayatıyla ödeyecektir. Hızlanan ihtilâl, «çocuklarını da yiyecek», cumhuriyet, anarşi ve dikta devirleri bu arada darbeler birbirini izleyecektir. 

DEVRİM
Devrim/İnkılâp: ikisi aynı kavramlardır. Devrim; bir toplumda var olan düzenin o toplumun ihtiyaçlarını karşılayamadığı durumda o düzenin yıkılarak çağın öngördüğü koşullara uygun toplumu ileriye taşıyacak açılıma sahip, toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir düzenin kurulması olayıdır. İnkılap kelimesi Arapçada kalb anlamına gelir. Devrim, ihtilalin tamamlanmamış durumunu ifade eder. Devrim ise ani olmayabilir. Uzun bir süreç sonrası gerçekleşebilir. Darbede olduğu gibi sadece devletin içindeki küçük bir grup değil, toplumun büyük kesimleri tarafından gerçekleştirilebilir.

İnkılap; Bir devletin dayandığı ilkelerin ve toplumun yaşam düzeninin hızla ileriye dönük ve köklü olarak değişmesi olarak tanımlanır.

İnkılap, Halk hareketiyle zor kullanarak, mevcut düzenin yıkılması ve yerine yeni bir düzenin kurulmasıdır. İnkılap, bir devletin dayandığı temel ilkelerin ve toplum düzeninin hızla ve ileriye dönük bir şekilde değiştirilmesidir. İnkılap, ulusun her yönden ilerlemesini amaçlar. Bir halk hareketidir ve mevcut düzeni yıkmayı hedefler. 3 aşamalı olarak hareket eder. Fikri hazırlık aşaması, ihtilal (mücadele, aksiyon) aşaması, yeni düzenin kurulması aşaması.

Kimi tarihçiler Fransız ihtilalini Fransız Devrimi olarak tanımlamışlar. ’’Devrimler, dünyanın siyasal haritasının değişmesinde tetikleyici rol oynamıştır. Bu tetiklemenin başında da Fransız Devrimi gelir. Fransız Devrimi ile Avrupa’daki feodal düzen yıkılarak yerine demokratik düzen kurulmuştur.

Fransız Devrimi ve Sovyet Devrimi bir “devrim” olarak nitelendirilirken Türk Devrimi bir “devrim” olarak nitelendirilmemektedir. Çünkü Fransız Devrimi ve Sovyet Devrimi iç sorun olarak başlamış, Türk Devrimi ise emperyalizme dur deme savaşı olarak başlamıştır. Fransız Devriminden tüm dünya etkilenirken Türk Devriminden etkilenen ise üçüncü dünya ülkeleri olmuştur.’’

Atatürk'e göre; "İnkılâp mevcut müesseseleri zorla değiştirmektir. Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak, yerlerine milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseleri koymuş olmaktır." Atatürk, konuşmalarında inkılâp ile ihtilalin arasındaki farka dikkat çekmiş, Türk İnkılâbının özelliklerinden bahsetmiştir. Buna göre, inkılâp, kelimenin ilk anda işaret ettiği ihtilâl manasından başka, ondan daha geniş bir değişikliği ifade etmektedir. Devletin şekli, asırlardan beri gelen eski şekilleri ortadan kaldıran en gelişmiş tarz olmuştur. Milletin, varlığını devam ettirmesi için fertleri arasındaki ortak bağ, din ve mezhep bağlılığı yerine Türk Milliyeti bağı olmuştur. Millet, uluslararası alanda gelişmenin şartının çağdaş medeniyet olduğu gerçeğini kabul etmiştir. Atatürk, Türk milletinin yaşamında meydana gelen bu değişikliklerin bir ihtilâlden çok, inkılâp kavramına benzediğini söylemektedir. 

ISLIHAT/REFORM: var olan düzenin aksayan yanlarının tamir edilmesi, düzeltilmesidir. Siyasal ve toplumsal yaşamda belirli ve sınırlı olarak yapılan düzeltimlerdir. Eski ve yeni yan yanadır. Reformlar o ülkenin hukuk düzenine uygun olarak yapılır. Yasalar çerçevesinde yapılır, değişimlerin toplum bireyleri tarafından da kabul edilmesi için çalışılır. Reform - Düzeltme, ıslahat anlamında bir sözcüktür.
Reform ya da ıslahat, toplum düzenini daha iyi duruma getirmek için yapılan değişikliktir. Osmanlıda Lale Devri ile başlayan III. Selim, II. Mahmut’la devam eden, Tanzimat Dönemi yenilikleri ile I. ve II. Meşrutiyet Dönemlerinde de devam eden yeniliklerini ifade eder. Avrupa’da ise Reform, 15. ve 17. yüzyıldaki bir Hıristiyanlık hareketi olarak başlamış.

Bir sistem, kurum ya da yapının, zor ve tehdit edici yöntemlere başvurulmadan uzlaşmcı yöntemlerle daha iyi ve arzulanır olanın getirilmesi eylemidir. Ortaçağ Avrupa’sında dinde reform olmuştur. Fransa’da ve Türkiye’de devrimle bütün kurumlar değiştirilmiştir. Başka bir değişle, tümden değil parça parça değişimdir. 16.yy.da katolik kilisesinin parçalanarak protestan ve anglikan olarak birbirinden ayrılması bir reform hareketidir. Dinde reform hareketinin önderi Luter’dir. Bütün bu kavramların ortaya çıkışı ve tarihi süreçte yer almasını modernleşmeye bağlayan Anthony Giddens’a göre, “on yedinci yüzyılda Avrupa’da başlayan ve sonraları neredeyse bütün dünyayı etkisi altına alan toplumsal yaşam ve örgütlenme biçimlerine işaret eder”. Peter Wagner, modernliğin başlangıcına on sekizinci yüzyılda gerçekleşen “demokratik ve endüstriyel devrimleri” yerleştirir. Modernleşme, Batı’da dört yüzyıla yakın bir dönemde, kendi iç dinamikleri sayesinde gelişmişken, ancak Batılı olmayan toplumlarda modernleşme kendiliğinden olmayan ve dış  etkenlerin itici gücü etrafında daha hızlı gelişmiştir.

Aynur Kaplan


 

Yorumlar
Kod: RNFUM