Diyalektik
Kantçı düşüncenin temellendirdiği Alman Romantizmi
  08 Mayıs 2018 Salı , 14:54
Kantçı düşüncenin temellendirdiği Alman Romantizmi
Romantikler Kant’tan çok şey öğrenmişlerdir. Almanya’da başlayan bu akım Kant’ın kurduğu dünyadan çok beslenmiştir. Hatta bazen, ona karşı onun kurduğu temeller üzerinde şekillenmiştir.

Romantiklerin Kant’la uyuşmadığı en önemli nokta estetik alanının ikincil konumudur. Romantikler, Kant’ın akıl sonrası ikincil olarak tasarladığı estetik alanı temel alır. Romantik düşünürlerin çoğu, sanatı gerçeğin tezahürü olarak görmüş ve Aydınlanma aklının karşısına koymuştur. Burada Aydınlanmanın zirvesi olarak Kant’la bir hesaplaşma söz konusudur.

Kant’ın en önemli düşüncelerinden biri öznenin doğayı ancak kendisine göründüğü kadar bilebilmesi düşüncesidir. Yani özne kendinde dünyayı bilemez. Alman idealist romantik düşüncesiyse, aynı dünyaya estetikle bakmaktadır. Günümüz ve Kant sonrası düşünürlerin de en fazla akıl yürüttüğü konuların başında bu düşünce gelir. Özne ve insan doğası, düşüncelerimiz ne kadarı bizim olduğu, özgür düşüncenin mümkün olup olmadığıdır. Her şey bu temel soruların etrafında şekillenir.

Romantiklerin Kant’tan öğrendikleri en önemli şey dünyanın bir hazır-yapıt (ready-made) olmadığıdır. Kant’a göre, dünyanın bilgisi, bilen öznenin etkinliğinin bir sonucudur. Yani dünyanın bilgisi dünyanın sonucu değildir, özneye aittir. O sebeple bilimin yasaları keşif değil birer icattır. Kant tüm bu düşünceleri ile Alman romantizmi ve idealizmine yol verir. Kant’ın dünyanın bir hazır yapıt olarak görmemesi, romantikleri dünyanın bir sanat yapıtı olarak tasarlayabileceği konusunda cesaretlendirmiştir.

Romantikler doğanın nedensellik yasalarına indirgenemeyeceğini savunurlar. Doğanın mekanik bir şekilde tasarlanması, yani bir “makine” olduğu bilgisi romantik düşüncenin tamamen dışındadır. Romantik sanat, temsil edilmeyenin temsilidir ve bu yönde üretilen yapıtlar da idealin tasarımıdır, ancak ideal değildir.

Kant, Alman felsefesinin estetikleşmesinde en fazla etkili olan düşünürlerden biri olmuştur. Kant’a göre felsefenin sınırlarını genişletecek olan estetiktir. Tabi bu alanda önemli bir diğer isim de Schiller olmuştur. Onunla birlikte romantikler bu çizgiyi daha yoğun bir şekilde sürdürmüşlerdir.

Kantçı anlamda, romantizm sentetik birliğini kurmaya çalışmalı, biçim ve içerik ikileminden sıyrılıp, bu ikisi arasındaki bağları örmelidir. Kant Alman romantizminin evrimini ve çiçeklenmesini erken bir dönemde gerçekleşmesini sağlamış, Romantizm Kant’tan yapıcı metafizik olmadan kendisinin eksiksiz idare edebileceğini ve herhangi bir metafizik veya dünya hipotezini yüce bir hayal olarak kullanabileceğini öğrenmiştir.

Kant, Saf Aklın Eleştirisi’nin son sayfasında romantik akıma göz kırpan bir ifadede bulunur: “Açık olan artık yalnızca eleştirel yoldur.” Romantikler ise, özgürlüğe giden bu eleştirel yolu yalnızca felsefi bir argüman olarak değil, bizzat yaşamın içinde oluşturulacak bir tutum olarak ele alırlar. Romantik ruhun özündeki özgürlük sorunu, hem sınırların bilinmesi hem de onu aşma çabasını ifade eder. Romantizm modern yaşamda özgürlüğün nasıl sağlanacağıyla ilgili bir çabadır aynı zamanda. Walter Benjamin’in deyişiyle, şiirin şiirini yazmaktır.

Ekim Fatoş Yılmaz

Yorumlar
Kod: 85XB5