Anamorfoz
John Berger Üzerinden İmgeler Dünyasına Bakış
  12 Mart 2018 Pazartesi , 17:29
John Berger Üzerinden İmgeler Dünyasına Bakış
İletişim söz konusu olduğunda, görmek her zaman konuşmaktan önce gelir. Bu konuda bizi aydınlatan en önemli isim John Berger’dır. Berger yeni nesil tarafından daha çok sanat eleştirmeni olarak bilinse de, Berger resim sanatıyla profesyonel hayatına adım atmış ve daha sonra sanat eleştirisi yaptığı yapıtlarla devam etmiştir.

Berger’in yapıtlarından en önemlisi olan ‘’Görme Biçimleri’’, yağlıboya resimden reklamlara kadar imgeleri anlamanın ve eleştirel bir görme biçiminin manifestosudur.

Berger, ’’Zamanımızın Bir Ressamı’’ (1958)  adlı daha ilk romanında ana akım kurgusal biçimleri reddetmiş ve modern resim biçimciliğine saldırmıştır. Berger: “Biçimci eser kendini beğenmiştir. Bir metadır. Böyle metaların pazarını da kendini beğenmiş insanlar oluşturur – çıtkırıldım kozmopolit sanat dünyasının üyeleri.” 

Berger, geçmişten günümüze sanat tarihinin gelişimini, inişlerini, çıkışlarını kendi üslubuyla ele alan ve dünyada bu alanda önemli bir sanat otoritesi figürüdür. 

Berger ayrıca “Resim hakkındaki modern yanılsama ressamın bir yaratıcı olduğudur." sözüyle olduğu gibi o dönem için birçok sansasyonel açıklamalarda bulunmuştur. 

Berger’in herkesin tanıdığı bir isim haline gelmesi ise 1972 yılında BBC için yaptığı Görme Biçimleri adlı belgesel serisi sayesinde gerçekleşti. Serinin ilk bölümünde yaptığı hareketle izleyiciyi şaşkına çevirmişti Berger. Zamanın modası gömleği ve disko tarzı saçlarıyla ünlü İtalyan Rönesans ressamı Botticelli'nin bir eseri önünde durup,  bıçakla resimdeki Venüs'ün kafasını kesip çıkarmıştı. Bu eserin gerçek olduğunu düşünen izleyicilerin yüreğini ağzına getirmişti. Sanat eleştirmeni, bu hareketiyle uzun süre gündemde kalmış ve izleyiciler bu eylem üzerine pek çok düşünce üretmiştir. Belgeselde tablonun bütünlüğünü bozduğu görüntünün hemen ardından, makineyle üretilen sanat yapıtlarının seri üretimini gösterir ve bu iki görüntü arasında bağlantı kurmaya çalışır. John Berger, bu hareketiyle, sanat eserlerini onları yeniden üretme gücüne sahip olanlar tarafından, halk kitlelerinin bakışını değiştirmek üzere kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarına uygun kullandıklarını vurgulamak istemiştir. 

Berger’in bu hareketinin kaynağı Alman filozof Walter Benjamin'in 1935'te yazdığı 'Mekanik Yeniden Üretim Çağında Sanat Eseri' adlı makalesidir. Bu durum niteliğini kaybetmiş sanat eserinin, bir kopya olarak gerçeğinden ayırt edilemeyecek bir boyuta gelen sanat eserinin varlığıdır. 

Sanat dünyasında pek çok önemli düşünce geliştirmiş olan Berger ayrıca kültürel ikonların manipüle edilmeye ne kadar açık olduğunu da bu hareketiyle anlatmaya çalışmıştır.  

Berger, yaratıcı düşünsel eylemler gelişmediği takdirde, bunun sanatta da bir karşılığının olmadığı yönündeki görüşüyle de dikkat çekmiştir. 

Berger’e göre: “On dokuzuncu yüzyılla başlayan devrimci değişimler dönemine ait sanat tarihi, peş peşe verilmiş bir üsluplar savaşı değil, gelişen toplumsal gerçeğin sanatta öz olarak daha geniş, daha karmaşık bir ifade aramasından doğan üsluplar arası sürekli bir etkilenmedir.’’ 

Berger, ‘’Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı’’ kitabında Guernica tablosunun başarısını bu sözüne dayandırmıştır. ‘’Guernica derinlerde öznellik taşıyan bir yapıttır. –gücü de buradan kaynaklanır zaten. Picasso, gerçek olayı imgelerde canlandırmaya çalışmamıştır. Kent yoktur, uçaklar yoktur, patlama yoktur; günün, yılın, yüzyılın belli bir zamanına ya da İspanya’da olayın geçtiği kesime hiçbir gönderme yoktur. Suçlanacak düşman yoktur. Kahramanlık da yoktur. Gene de yapıt bir protestodur- resmin tarihini bilmese bile anlar insan bunu.’’

Berger, geçmiş ve günümüzün görsel algısını birlikte analiz ederek, bunlar arasındaki benzer ve farklılıklarını ortaya koyar. Modern dünyanın göstergeleri; ancak insanoğlunun sanatsal düzeyi ile nitelendirilebilir bir ölçüttür. 

John Berger üzerinden vurgulamak istediğimiz nokta ise 20. yüzyıl görme biçimlerinde, baskın düşüncelerin, sanat ve diğer görsel imgeler üzerinden, bir ideolojinin tekrarı, yerleşmesi, yeni bir düşünce kalıbı geliştirmek ve benzeri amaçlar yönünde kullanımı yönünde bir seyir göstermesidir. 

Sanat alanındaki bu hakimiyeti kırmak, başarılı ve kalıcı olmak için sanatçı yeni biçimler aramak zorundadır. Doğanın ve olayların üzerinden onlara dair derinlemesine bir bakış geliştirmek ve tekrarlar üzerinden giden bu döngüyü kırmakla başlanmalıdır.

Sürekli görsel olarak reklam, afiş, fotoğraf, film ve benzeri malzemelerle manipüle edilen bizler ise görüntü üzerinden düşünsel olarak bilinç dışı yönlendirme faaliyetleri birincil muhatabı durumundayız. Bilincin ölümüne sebep olabilecek bu faaliyetler, baktığımız her yerde, istem dışı bilincimizi etkileyebilecek niteliğe ve niceliğe sahiptir. Görsel imgeler üzerinde kurulu olan günümüz dünyasında bu etkiyi nasıl etkisiz veya daha az etkiyle atlatabileceğimiz sorusunun cevabı kolay olmamakla birlikte, birincil yapılması gereken - bir Berger olmayı başaramasak da- eleştirel gözü sürekli aktif konumda tutmaktır.

Çağdaş dünyada ise neredeyse tümüyle görselliğe dayanan kültürel bir yapı görülmektedir. İmge egemen bu kültürel değişimi, kimi bilim adamları yazılı kültürden görüntülü kültüre dönüş, resme dönüş ya da görsel kültür olarak adlandırmıştır.  Günümüz dünyasında simgelerle kurulan  bu evrende, eleştiri sayesinde etkili görsel stratejiler geliştirip,  mevcut dünyanın üstünü örten kabukla değil,  gerçeğin yalın haliyle özdeşleşmeyi sağlamak mümkün. Bu özellik, görmenin birincil öneme sahip olduğu simgeler dünyasında  “atomu parçalayacak” bir güce denk gelen önemli bir niteliktir. Çünkü günümüz dünyasında insanlar gördüklerine, duyduklarından ya da okuduklarından daha fazla inandığı, görsel kodların ön planda olduğu bir evrende yaşamaktadır. 

Ekim Fatoş Yılmaz

Yorumlar
Kod: B81E8