Kitap/Dergi
İsmet Özel’in “Faydasız Yazılar” kitabından alıntılar
  17 Temmuz 2018 Salı , 11:14
İsmet Özel’in “Faydasız Yazılar” kitabından alıntılar
İsmet Özel "Faydasız Yazılar" adını verdiğim bu yazılar kümesini kendi aydınlanması peşinde giden bir adamın tasalarını paylaşır.

"Düşünce başarıyı arar, sanat içtenliği”

“İnsanlık kurtulmak için hangi yola girmişse aynı yola mahvolmak için de girmiş demektir. Yani kurtuluşunu hangi ele bırakmışsa insan, mahvının da aynı elden geleceğini bilmelidir. Mahvedemeyen kuvvet kurtaramaz ve şerri hatırlatmayan hayr; hayrı davet etmeyen şer yoktur.”

“Bilelim ki günümüzün zengin ülkeleri sağlıklı bedene sahip insanlardan oluşmuş hasta toplumlardır. Buna mukabil yoksul ülkeler söz konusu hastalığı iki kat çekiyorlar. Çünkü onlar ahlaki değerlerini zengin ülkelerin ölçülerine ayarladıkları yetmiyormuş gibi bir de refah seviyeleri bakımından pek zavallı noktada kalmanın zilletini çekiyorlar.”

“Bazı olaylar karşısında aklını kaybetmeyecek olan insanın kaybedecek aklı da yoktur.” demiş G:E Lessing. Bence Müslümanların işte o, kaybedilmesi muhtemel akla talip olmaları gereklidir. Çünkü içinde yaşadığımız dünya bizi hiçbir olay karşısında hiçbir fevkalade zihin sarsıntısına uğratmayacak duruma sokmak istiyor. Şartlandırmalar dünyası düşünmeyi bir matematik işlem, bir bilgisayar faaliyeti olarak sunuyor. İnsan bilgisayar gibi düşünülünce onun aklı da kaybedilmez bir akıl olur elbet. Her şeyin bir akli izahını sunuyorlar bize. Böylece insanın aklını kullanamaz oluşu bazılarının işine yarıyor. … Modern akla karşı aklımızı elde etmek zorundayız.”

“Günlük hayat eğer bizlerin yüce ve değerli bulduğumuz düşünce ve duygulardan kopuk veya onların yanında anlamsızsa önce durup bir düşünmeli. Hangi tarafımız sahtedir?”

“İnsan olarak bizim yapabileceğimiz, yapmamız gereken zıtlıkları ortadan kaldırmaya çalışmak değil, zıt kutuplardan birinde aldığımız yeri bilmektir.”

“İnsan varoluşundaki sırrı tadarsa gerçek anlamıyla insan sayılabilir. Bu sırrı tadamayanlar, Adem soyunun meydana getirdiği yapının bir tuğlası olarak bir nesne olur ve “şeyleşir”. İşte teknolojik medeniyet insanın biricik olma imkan ve fırsatlarını asgariye indiren bir işleyişi hükümran kıldığı için insanlık gerçeğini insan gerçeğinin karşısına bir hasım olarak dikmektedir.”

“İçinde yaşadığımız medeniyetle birlikte insan denilen varlık “nesne”leşti. … Bütün yaratıklardan şerefli bir yaratık değil de dünyanın sıradan bir parçası sanki insan. Kendi kurduğumuz şehirler içinde insanlar ilave unsurlar durumuna düşürülmüş. Büyük sulama şebekelerinin, enerji hatlarının, yolların, tabii gölleri önemsiz gösterecek büyüklükte baraj göllerinin, kilometrelerce kare alanları kaplayan ekilmiş arazilerin, büyük sanayii komplekslerinin içinde insanlar oraların yürütücüsü, yöneticisi değil de o şebekenin işlemesi için tedarik edilmiş bir unsur, bir mütemmim cüz kimliğindedir.”

“Ademoğlu kendine “bilen” sıfatını yakıştırdığı zaman bütün kainata verilen anlamı bir başına türettiği iddiasını da getirmiş olur. Gerçi insan bildikleriyle bütün öteki mahlukatlardan ayrılır. Allah Adem’e isimleri öğretmiştir. Melekler bu yüzden Allah’ın emriyle Adem aleyhisselama secde etmişlerdir. Ancak dikkat edilmeli ki Adem’in bilgisi alınmış bir bilgidir ve sadece alındığı kaynağa uygun olarak kullanılırsa insana şeref sağlayabilir. Dolayısıyla Ademoğlu kendine “bilen” demekten çok “öğretilmiş” demeye hak sahibidir.”

“Dünyada bir tanık olarak bulunuyorum. Tanıklığımı ancak unutmayarak doğru çizgide sürdürebilirim. İnsanlara nasıl tavır takınacağım ki hem kendi mahiyetime sadık kalayım ve hem de doğru davranış çizgisinde mesafe katedebileyim? Bu sorunun cevabını yıllar sonra Thomas S. Szasz’in bir affirmation’unda buldum: “Akılsız adam ne affeder ne unutur; saf yürekli adam önce affeder sonra unutur; bilge ise affeder ama hiçbir zaman unutmaz.”

“Çekoslovakya’daki bir özgürlük posterinde yazılanlar benim ağzımdan konuşuyor gibiydi. Şöyle diyordu:
Hiçbir şey öğrenmedik
hiçbir şey bilmiyoruz, hiçbir şey anlamıyoruz,
hiçbir şey satmıyoruz,
yardım etmiyoruz,
ihanet etmiyoruz,
ve unutmayacağız.”

“İdeolojiler müşterek bir aldanış olmaksızın ayakta duramazlar, düşünce ise müşterek bir aydınlanmayı gözetir.”

Yorumlar
Kod: GD6JD