Miras
İnce Memed - Şükrü Erbaş
  07 Ağustos 2018 Salı , 12:48
İnce Memed - Şükrü Erbaş
Bu mucize taşlara kanat takıyor, sesimize boncuklar diziyor, göklerin kanatlarını kalbimize çözüyor.

Yaşar Kemal soğumaz, sönmez.*

Yoksul insanların, mazlum insanların, gölgesiz insanların; gündelik hayat içerisinde ancak bir can sıkıntısı olarak hayatımıza değen insanların yenik hayatlarından nasıl bir destan çıkabileceğini dünyaya öğreten bir söz tanrısıyla, bir yazı büyücüsüyle, hayatımızın kocaman bir yankısıyla karşı karşıyayız. Ağzımızdan çıkan her söz birden mucizeye dönüyor. Bu mucize taşlara kanat takıyor, sesimize boncuklar diziyor, göklerin kanatlarını kalbimize çözüyor. O, Neşet Ertaş için “bozkırın tezenesi” demişti, biz de O’nun için söyleyelim aynı sözü: Türkçenin tezenesi, coğrafyanın meydan sazı, mazlumun avazı.

“Bir doğa çeşnicisiyim ben alışılmadık (...) Hiçbir ses yakalayamaz beni / Dağlarda küskün, küçük / Bir ot parçasının yankısından başka.”*

Dağlarda, ovalarda, bahçelerde küskün, küçük ot parçasının yankısı, büyüye büyüye Tanrının hizasına varmıştır. Dünya edebiyatının acıyla güzelleşmiş başyapıtlarına dönüşmüştür. Doğa, tepeden tırnağa insan olmuştur. İnsan, doğa olmadan ağzını açamaz olmuştur. Ağaçlar bulutlarla söyleşir. Irmaklar geyiklerle dağlara akar. Çakırdikenleri yılanlarla ıslık çalar. Gelinler karanlığı kirpik kirpik ayrılıkla doldurur. Çukurova’nın sıcağı acı ekmek olur. Ağrı Dağı Anavarza kayalarına konuk gelir. Turaçlar eşkıyalara türküler söyler. Alın teri çiğdemlere rengini verir. Büyük acılar karıncaların ağzıyla büyük denizlerden can suları içer. Bütün bunlar bin bir hale girerek, iyilik ve kötülük halinde dünyanın dört bir yanına  dağılır.

Zulmün artsın, zulmün artsın ki tez zeval bulasın! Bu söz halkın kalbini, onurunu, öfkesini ve iyilik duygusunu koruduğu derin bir çığlık, acı bir sığınak olmuştur. Bu söz Yaşar Kemal’le çağdaş dünyanın temel insan haklarını, bütün mazlum halklarını, bütün kimliklerini ve kültürlerini savunmanın yedi renkli bayrağı olmuştur. O bir Kilikya ağıtıdır. O, yarası suyun iki yakasında kanayan mübadildir. O, yüzünü güneşe dönmüş Êzidi’dir. “Korumaya alınmış” gelinlerdir, kızlardır. Suriye çöllerinde yüz yıldır ıslık çalan Ermeni kemikleridir. Ninova’dan Kilikya’ya kanatlı bir Asur yazısıdır. Cemaatsiz bir kilisedir, sinagogdur. Bütün bu acılardan utanan bir Türk’tür. Haysiyetin, insandan harflere, harflerden insana dönüşmüş görkemidir:

“Bugün bizim işlediğimiz insan değerleri yok olarak değil, değişerek, gelişerek, tazelenerek dört yüz, beş yüz yıl sonraya kadar gidecek. Nasıl eski Yunan'dan bize kadar gelmişse. Onun için bizim de klasiklerimiz olacak. Kısaltılmış, uzatılmış metin değil sorun.(…) Gelecek gelecektir, biz oraya gerçekten kendimizi sağlıklı yollayabilirsek gelişmelere yardımcı olmuş oluruz."*

*Homeros soğumaz, sönmez. Victor Hugo

* Edip Cansever; Yaşar Kemal

Yorumlar
Kod: OLESL
İlgili Haberler