Şahsiyetler
Umberto Eco'dan hakikatin ölümcül durumu üzerine: ''Gülün Adı''
  21 Şubat 2018 Çarşamba , 11:03
Umberto Eco'dan hakikatin ölümcül durumu üzerine: ''Gülün Adı''
Dünyaca ünlü İtalyan yazar, eleştirmen, filozof ve göstergebilimci Umberto Eco bundan, iki yıl önce aramızdan ayrıldı. Roman türündeki ilk kitabı olan 1980'de yazdığı Gülün Adı ile tüm dünyada tanınan Eco, Foucault Sarkacı, Önceki Günün Adası, Prag Mezarlığı ve son olarak 2015'te yayımlanan Sıfır Sayı gibi kurgu dalındaki kitaplarının yanında, Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı, Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik, Güzelliğin Tarihi, Çirkinliğin Tarihi gibi araştırma, göstergebilim ve dilbilim eserleriyle de edebiyat ve kültür dünyasında saygın bir yer edinmişti.

20. yüzyılın en önemli düşünce adamlarından ve ortaçağ estetiği ve göstergebilim dalının efsanelerinden biri olan Umberto Eco, Avrupa'nın en eski üniversitesi olan Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak görev yapmanın yanında Harvard, Cambridge, Oxford gibi üniversitelerde özel dersler vermiştir

Eco, hem entelektüel akademi dünyası hem popüler kültür çevrelerinde üst sıralarda yer edinmeyi başarmıştır. 1960'ların ortasından itibaren avangard yapıtlardan, kitle kültürüne yönelmiş, son dönemlerinde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktaydı. Umberto Eco'nun 1980'de yazdığı ''Gülün Adı'' romanı yaklaşık 30 dile çevrilip ve dünya genelinde 10 milyondan fazla satmıştır. Kitap, yazarın en bilinen ve en beğenilen eseridir. 

Umberto Eco’yu dünyanın tanıdığı eser üzerinden tekrar hatırlayacağımız ‘’Gülün Adı’’, ortaçağ manastırında gerçekleşen bir ölümü çözümlemeye çalışanların gözünden anlatılıyor. Roman, aslında ölüm çözümlemesi üzerinden manastırdaki felsefeyi, kültürü, çelişkiyi ve algıyı, anlatıyor. Roman ayrıca 4. ve 14. yüzyıllar arasındaki bir zaman dilimini ortaçağ Avrupa’sının fiziki ve sosyal yapısına dair derin bilgiler içeriyor. 

Başarılı bir uyarlama ile Jean-Jacques Annaud tarafından sinemaya aktarılan ‘’Gülün Adı’’ romanı, sinemada da seyircinin ilgisini çekmeyi başarmıştır. İnanç üzerinden kurulan baskıyı eleştiren kitap, ortaçağın karanlık ruhunu ve bu ruha hizmet eden karanlık bir tarafta yer alan din adamlarını, kısacası korku üzerinden insanları sindirmeye çalışan karanlık güç yumağını anlatır. Vermiş olduğu atmosferle klasik bir roman gibi bir izlenim yaratsa da, roman modern bir edebiyat eseridir. 

Eco'nun o döneme ait derin ve dolaysız bilgisi dikkat çeker ve bu durum atmosferi okuyucuya aktarma konusunda büyük katkı sağlar. Ait olduğu medeniyeti, bütün renk ve motifleriyle birlikte anlatmayı başarmış, ihtişamlı tasvirlerle okuyucuyu içine çekmiş. Kitabı okurken ıssız, soğuk ve haşin bir manastırda dolaştığınız hissine kapılırsınız. Fakat kitabın ne söylemek istediğini anlamak için entelektüel derinliği ihtiyaç duyulur. Çünkü göstergebilim ustası Eco, biçim üzerinden birçok önemli noktanın altını çizer. 

Roman genel olarak estetik ve biçim üzerinden güzel ve çirkini ayırır. Güzel olan aynı zaman da iyi olanı da bünyesinde taşır. Çünkü güzel olma iyi olmanın içkin özelliğidir. Kitapta anlatı üzerinden kurulan bu düş, sinemada da benzer bir görsellik içinde akar.  

İnanış üzerinden bizi yanıltan her güç gibi bunun arkasından da farklı bir gerçeklik yer almaktadır. Ortaçağ Avrupa’sından sonra ortaya çıkan Rönesans hareketi gibi. Merak edip düşünmeye başladığı an, insan o sarmalın dışına çıkıp, tüm olanların farkına varmaya başlar. Roman, karanlık bir atmosferin, çirkin adamların, yüzleriyle korku salan ve ölümün kol gezdiği bir alandan merak duygusu ile açığa çıkan hakikate erişimin yaşandığı o anı işaret eder. Ayrıca gülmenin yasak edildiği bir manastırda gülme eyleminin iktidar üzerinde nasıl bir güç oluşturduğuna da şahit oluruz. 

Genel olarak manastır kütüphanesinde geçen romanda, yapının labirente benzer yapısı dikkat çeker. Bu labirent, içinde bulunan binlerce kitapla birlikte romandaki çatışmanın merkezidir. Kütüphanenin içindeki gizem, zor ve dolambaçlı da olsa sonunda açığa çıkar. Kütüphanede saklamaya çalıştıkları kitap Aristo'nun ‘’Poetika’’ kitabıdır. Bu kitabın bilgisine varmak isteyen pek çok insan, kitabın yapraklarına sürülen zehirlerle ölmüştür. Çünkü Tanrının yer yüzündeki iradesini temsil ettiğini iddia eden Papalıkla, insan aklını perçinleyen Aristo felsefesi bu duruma aykırı düşmektedir. Bu kitap ulaşılmaması ve bilinmemesi gereken bir kitaptır. Tek bilinmesi gereken dinin öğretileri; bilim ilerlememeli, inanç sarsılmamalıdır. 

Göstergebilim ustası Eco’nun ‘’Gülün Adı’’ kitabında metafor, diyalektik,estetik, tarih, bilinç ve bir çok önemli özelliği bünyesinde barındırması nedeniyle önemli bir yapıttır. Kitaptaki her işaret, okuyucunun zihnindeki bir başka dünyaya bağlanan bir ipucudur. Karanlık bir dönemin ardından hakikate ulaşma çabasıyla yıkılan duvarlar, pusun kaybolduğu ve bizim de görebilmeyi başarabildiğimiz kitapta, hikayenin ardından biz de uyanışımızı, Rönesans'ımızı yaşarız ve hakikat kitaplar üzerinde zehir de olsa o zehre dokunmaya talip olanlar her zaman çıkar.

Fatoş Yılmaz  

Yorumlar
Kod: JG8MF