Hariçten Gazel
Gürültüde Üretmek
  01 Aralık 2017 Cuma , 18:01
Gürültüde Üretmek
Onlarca tık tıkın, klik kliğin, tik takların içerisinde ne kadar okuyabilir, ne kadar dinleyebilir, ne kadar düşünebilir ve ne kadar üretebilirim?

Onlarca tık tıkın, klik kliğin, tik takların içerisinde ne kadar okuyabilir, ne kadar dinleyebilir, ne kadar düşünebilir ve ne kadar üretebilirim? Düşüncelerimin, zihnimden kağıda dökülme sürecinde, etrafımda çıkan düzensiz, yadırgatıcı ve yüksek seslere takılıp, çetin bir savaş içerisine girmesi ile birlikte hissettiğim o kaos duygusunun bitiminde savaşı kim kazanır dersiniz?

Gürültü mü, üretmenin temel kaynağı olan düşüncelerim mi?

Aslında ilk bakışta hepimizin vereceği yanıt aynıdır. Gürültüde üretmenin zor hatta belki imkansız olduğu. Çünkü çağımızın genel hastalığı olan “tahammülsüz birey” kimliği taşırız ceplerimizde. Ne tiktak’lara, ne bir başkasının gülüşüne, ne topuklu ayakkabı sesine tahammülümüz kalmamıştır. İnsana veremediğimiz değeri, elbette yansımalarına da verememişizdir. Çoğu zaman ruh haliyle eş değerde devam eden bir süreçtir. Güzel bir gün geçirmişsem, klavyelerin sesini de duymam, dışarıda çalışan makinaların sesini de. Ama dağınıksa düşüncelerim ve toplayamamışsam kendimi, çalışamam dikkatle. Kızdığım şey gürültüler patırtılar değildir. Onlar, kızgınlığımın vücudumdan ayrılması için araç olarak kullandığım şeylerdir sadece. Evet, yine de kimsenin sevmeyeceği bir şeydir gürültüde üretmek. Ama sobalı evde büyüyen çocukların hatırlamasını istediğim birkaç mevzu var. Okuldan gelip, bir odada anne, baba, kardeşler (bazen babaanne/dede, anneanne/dede) hepimizin oturduğu, aynı zamanda televizyonun açık olduğu zamanlarda gayet sağlıklı bir şekilde çalışır ve üretebilirdik. O zamanlarda zihnimizi meşgul eden kalabalık düşüncelerimiz yoktu çünkü. Bu sayede odaklanmamıza engel teşkil edemiyordu çoğu şey. –özellikle gürültü-

Üretmek için mavi bir deniz, etrafta kelebekler, hafif bir rüzgar, ılık bir hava ve insansız hava sahasına ihtiyaç yoktur. (Olsa pek de kötü olmazdı hani) Bahsetmek istediğim şey, bunun bir bahane olarak öne sürülmemesi gerekliliği.

Evet, gürültüde de üretebilirim! Çünkü kafamın dışındaki o kalabalık ses kargaşası muhakkak bitecek. –Bir sessizlikle başlayan her şey, elbet bir sessizliğe dönüşecektir yeniden unutma- Ben asıl şu sorunun cevabını kendi içimde bulmaya çalışmalıyım: Her şey bitip bir sessizliğe dönüştüğünde, susturabilecek miyim zihnimin duvarlarında bir sağa bir sola çarpan kontrolsüz düşünce baloncuklarımı?

Gürültüde yaşıyorum; çünkü zihnim, asla dinginliğe dönüşmeyen bir hırçınlıkla dalgalanıyor. Hırpalanıyor fikrim. Üretmekte de zorlanıyorum, yaşamakta da. Hatırlayabilirsen, düşünürsün. Bunun için başka hiçbir şey aramana gerek yok. Bırak etrafında olan biten onca şeyi. Çünkü odak noktanı dışarıya çevirirsen, benliğinden uzaklaşırsın. Uzaklaşma. Kulak kesildiğin sesler ne tiktaklar olsun ne de klik klikler. Sadece sana en yakın yerde atan tıp tıp’lar olsun.

Onu dinle.

Dinle 

ve odaklan.

Aslolan her zaman zihninde büyüttüğün çiçekler, dalgalanan deniz ve yumuşak rüzgarlardır.

Bak, kalemimi aldım elime. Yapmam gereken her ne ise oturup başlayacağım. Dünyayı devam ettirmek zorundayım.

Gürültüde üretmek yok demeyeceğim,

Gürültüde üretmek var da demeyeceğim.

Gürültü senin zihninde olduğu müddetçe.

Başla,

“Bütün mümkünlerin kıyısındasın!”

 

Zeynep Betül DEMİRSES

 

Yorumlar
Kod: 96YC6
Öne Çıkanlar
İlgili Haberler