Anamorfoz
Bir yanılsama olarak sürrealizm
  05 Temmuz 2018 Perşembe , 14:49
Bir yanılsama olarak sürrealizm
Yanılsama bütün insanlığın antidepresanıdır. Sanatta tam da bu işe yarar. Gerçeği eğer, büker, değiştirir, türetir ve bambaşka bir dünya yaratır. Sürrealizm ise bu yanılsamanın zirve noktasıdır.

Sanatçıda gerçeğin yarattığı halin yanılsaması olan sürrealizm, 20. yüzyıla damga vurmuş ve günümüzde popüler alanda da çokça karşımıza çıkan, sanat tarihinin en önemli akımlarından biridir. İzleyici parçayı tamamlar, ya da imgelerden anlam çıkartır. Ayrıca eseri oluşturan sanatçının neyi düşünerek yaptığı da önemli değildir. Her imge alımlayıcının geçmiş deneyimlerinden bambaşka açılımların kapısını aralar. Kendi içsel dünyamıza müdahale olmadan istediğimiz yerden görmek ve benzetme yapmak olasıdır.

Yanılsama, düşü gerçekmiş gibi yaşamanın tam karşıtı olarak sanat alanında, gerçeği düş gibi algılamak ve yansıtmak olarak zuhur eder. Dünyanın savaş alanı olduğu 20. yüzyılda gerçekle baş etme ihtiyacı yeni ifade alanlarının kapısını açtı. Sürrealizmin bu ihtiyaç sonunda ortaya çıkmıştır.

Bu dönemde yapılan derin psikanalist çalışmaları bu akım için ilham kaynağını oluşturdu. Dünya savaşan, öldüren bu kötücül dünyayı anlamdırmayı onun en küçük birimi olan insanı anlamakla olacağını düşündüğü için, psikanalist çalışmalarına büyük ilgi duydu, sanat da bundan derinlemesine etkilendi. Tabi bu akımın varolması çok daha öncelikli de olsa,  kendini tamamen var ettiği, ayrıldığı, kesin olarak tanımlandırdığı zaman bu döneme denk gelmektedir. 

Klasik dönemin mükemmeliyetçi kodları yerine kendi içinde belirlediği kriterlerle her eserin mükemmelliğini kendi içinde barındıran sanat eserleri ortaya çıktı. Bu akımın en önemli özelliği de bu yönde yapılan eserlerin hiç birinin birbirine benzemeyen tamamen farklı teknik ve renk özelliklerinin barındırdığı bir duruşunun olmasıydı.

Sürrealizm tamamen realizm akımına karşı ortaya çıkmış, çirkinliğin boy boy yükseldiği bir çağda sanatçı kafasının içinde kurduğu imgeler dünyasından medet ummuştur. İnsanlığın yaşadığı süreç başarısızlık olarak nitelendirilmiş ve geçmişin mirası ve deneyimiyle gelişen insanlık ’’öteki’’ni yok etmek üzere gücünü kullanmıştır. Bu dönemde yapılan eserlere baktığımız zaman  gerçeğin farklı yönde kodlaması dikkat çeker. Örneğin Katalan sanatçı Miro’nun eserlerine, bütün ömrü boyunca savaşa tanıklık etmiş olmasına rağmen, tablolarında canlı renkler dikkat çeker. Miro'nun eserlerinden, kendi iç dünyasında yarattığı umudu ve renkleri, gerçekte var olmasa da, tuvalinden saçar. Miro’nun yaptığı görünen mükemmelin, görünmeyen kötüyü örtmesi durumudur.

“İnsan, yürüyüşü taklit etmek istediği zaman bir bacağa hiç benzemeyen tekerleği icat etti. Böylece bilmeden sürrealizm yapmış oldu.” der Fransız Sürrealist şair Guillaume Apollinaire.

Şiir bir yanılsamadır, resim, heykel ve tüm diğer sanat dalları… Bu ayrıca insanın en işlevsel yeteneğidir. Şiir de gerçeği söylemez, onu güzelle dair bir alana taşır. Sürrealizm de gerçekle bağını koparmıştır. Bu akımının günümüze kadar etkisini çoğaltarak devam etmesinin de asıl nedeni budur. Gerçeğin çirkinliği ve insanlığın onu değiştirmek için aciz oluşu yanılsamayı ve onun getirdiği imgeler dünyasını yaratmıştır.

Sürrealizm de bu ihtiyacın en tepe noktaya çıktığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Bu hayatla olan bağımızı koparmamamızda oldukça etkili bir yöntem olmuştur.Baktığımız da gördüğümüz hiçbir şeyi değiştirmeye gücü yetemeyen insan, bilincin yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan algı ile yaşamla bağlarını bu sayede güçlendirmiştir.

*Kapak görseli için kullanılan fotoğraf İsveçli fotoğraf sanatçısı Eva Stenram’a aittir.

Ekim Fatoş Yılmaz

 

Yorumlar
Kod: 85XB5