Sahnenin Dışındakiler
Beat Kuşağı’ndan Saykodelik Gençliğe
  13 Mart 2018 Salı , 16:10
Beat Kuşağı’ndan Saykodelik Gençliğe
İnsanlık tarihinin belki de en başkaldıran, en isyankar dönemiydi 70’li yıllar. Sanat, edebiyat, sinema ve moda alanına yayılan geniş bir yelpaze ile kendine geniş bir kitle yaratan bu ruhun yerini, günümüz dünyasının saykodelik (Psychedelic) gençliği aldı.

Sayko kelimesinin anlam itibariyle psikoz, psikopati gibi ruhun daha çok hastalıklı bir halini betimlemeye yakın olmasından kaynaklanan bir anlamı olmasına rağmen günlük dilde, özellikle müzik dünyasında, yapıtın duygusal derinliği pekiştirmek üzere çok sık kullanılan bir anlamın yerini almıştır. Kelimenin olumsuz çağrışım içeren bir tarafı da var ne yazık ki. 

Vietnam savaşının o sarsıcı etkisiyle sokaklara dökülen, günümüz ruh halinin geçmişteki karşılığı olan 70’lerin isyankar çocukları olan hippiler, bir çatı altında toplamayı başaran güç ise müzik oldu. Dünyada bu müziğin en önemli öncüleri ise The Beatles, Jimi Hendrix, Pink Floyd, Janis Joplin, The Doors ve Jefferson Airplane gibi isimler ve gruplardır. Saykodelik gençlik olarak adlandırılan günümüz oluşumu da kendini dinlediği müzik ile belli bir alana ait hisseder. İsyanını ve kabulünü bu müzik üzerinden belirtir. 

“Çiçek Çocuklar” olarak da bilinen hippi yaşam tarzı, kendilerine asla sınır koymayan, komün hayatını savunan, genel kuralların dışında düşünen ve yaşayan, özgürlükçü bir harekettir. "Y Kuşağı"ndan olan bizlerin babalarının gençlik çağına gelen bu dönem, bol paça pantolonları, geniş yaka gömlekleri, renkli kıyafetleri ve dinledikleri müziklerle kendilerine ait bir evrenin içinde nefes alırlar. Dünyayı kasıp kavuran ve o dönemin en önemli temsilcilerinden biri olan John Lennon, bir müzik grubunun üyesi olmasının ötesinde o dönem için bütün dünyanın yakından takip ettiği bir isim haline gelmiştir. Lennon, yaşamı, savundukları ve ünlü ‘’If you want it, war İs over!’’(Sen istersen savaş biter) sözü bir slogan halinde binlerce ağızdan aynı anda haykırılmıştır.

Dünya’da 68’li siyasi gençliğin daha çok pasifist halinin sembolü olan hippiler, (kimilerin ‘’alt-kültür’’ olarak tanımladığı) bir ‘’karşı-kültür’’ olarak özellikle yaratıcı ve deneysel müzik tarzıyla doğa ve doğaya dair her şeyle özdeş yaşam tarzını benimseyip geniş kitleleri etkilemeyi başardı. Barışın dilinin sokakları sarıp sarmaladığı bu yıllar, aşk, sevgi, barış, dostluk adına bütün güzel dilekler havada uçuşmaktaydı. Toplumsal kaygıların ön planda olduğu ve burjuva tavrının dışlandığı bu yıllar, dönemin sanat akımlarında avangart birçok düşünce ve yapıtın ortaya çıkmasını sağlamıştır. 

Günümüz saykodelik gençliğin öncül grubu olan hippiler, 50’li 60’lı yıllarda ortaya çıkan ve etkisini daha çok edebiyatta gördüğümüz Beat Kuşağının sonrası durumundadır. Beat Kuşağı’nın felsefi açıdan özünü varoluşçulukttan alır. Ayrıca, 20. yüzyılın dinmek bilmeyen bunalımları ve iki dünya savaşı, bu duyguyu ortaya çıkaran en önemli nedenler olmuştur. 

Rock’n Roll efsanesinin yaşandığı yıllar da tam olarak bu döneme denk gelir. Günümüz rock müziğinin mirasçısı olan bu dönem, ruhunu, müzik tarzıyla beraber günümüze taşımayı başardı. Saykodelik olarak ifade ettiğimiz ve Türkiye’de daha çok 90’lı yıllarda gelişen bu müzik türü, dünya da doğaçlama ve özgün yapısı ile dikkat çeker. Bu müzik türü, blues-rock, progressive rock ve heavy metal gibi tarzlar arasında bir köprü oluşturur. Kökleri daha çok batı müziğine dayansa da, melodilerinde hint müziği gibi etnik ve özgün tarzlardan da özellikler taşır. 

Büyük düşüncelerin ve ideolojilerin dünyayı savaş alanına dönüştürdüğü bir dünyada, müzikle nefes alan ve yaşamda bulamadığı duygusal derinliği, müziğin o gizemli yolculuğunda bulmaya çalışan gençliğin bu rengarenk hali, gerçeğin gri tarafını unutmasına yönelik kurduğu dünyanın bir karşılığıdır. Müziğin niteliğine baktığımız zaman umutsuzluğun hakim olduğu yaşamda bir çeşit hipnotize boyutuna varan yoğunluklu bir müzik tarzıyla, farkında olmanın ağırlığını hafifletmeye çalışırlar. Kendi içinde çelişkili ve popüler kültüre kayan tarafları olsa da,  geçmişten günümüze miras kalan bu akımın üyeleri, genel olarak ana akım toplum ve toplumsal değerleri kabul etmeyen bir kültürel politiğin temsili durumundadırlar. 

Kendini uluslararası ve yerli festivallerde gösteren ve sayamayacağımız kadar çok sayıda bu ekolün temsilcisi olan müzik gruplarının, dünyada ve ülkemizde azımsanmayacak kadar fazla takipçisi yer almakta. Bu tam olarak duygusuzluğun hüküm sürdüğü ve varoluşsal sorunların üzerinden yeryüzüne dair kaybedilen her şey için bir anlam arayışıdır. Bu akımlar ile dönemin ve günümüz gençliğine anlatılmak istenen nokta ise ‘’anlamın arayışın kendisi’’ olduğu fikridir. 

Ekim Fatoş Yılmaz

Yorumlar
Kod: 1YP5X
Öne Çıkanlar
İlgili Haberler