Anamorfoz
Bakılan Değil, Bakan Kişi Olabilmek Adına: Flanör
  05 Mart 2018 Pazartesi , 17:12
Bakılan Değil, Bakan Kişi Olabilmek Adına: Flanör
Aylak adamın boşa atılan adımlarından doğan "modern" aydının politik işlevleri üzerinde bir düşünce akımına daldık.

“Pardösüsünün yakasını kaldırdı, kalabalığa karıştı.”

Ben şöyle bir dolaşıp geliyorum derken, dönemediğimizi fark etmişizdir belki de. Adımlarımızın ağırlığında, yavaş yavaş keşfetmişizdir dünyayı; kazandıklarımızı, farkına varamadıklarımızı ve aniden kaybettiklerimizi. Aylak aylak yürümekten çok daha fazlası vardır içerimizde. Var mıdır? Yusuf Atılgan’dan bir paragrafa yer verelim:

“Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi. (Bu sıkıntı garsonun yüzündendi. Öyle sanıyordum. Paltomu tutarken yüzünü görmüştüm: gülmekten değil sırıtmaktan kırışmış, gözleri ne derler, sırnaşık mı, yok yılışıktı. Para versem elime yapışacaktı. Vermedim.)  Çevreme ilgiyle baktım. Erkekler yeni tıraş olmuşlar, kadınlar yeni boyanmışlardı. Yüzleri tasasızdı. Caminin dirseğindeki bacakları kesik dilenci, soğuktan morarmış, çorapsız gazeteci çocuk bile öyleydiler. Sanki onu tanıyormuşum, görsem bilecekmişim gibi bakıyordum geçenlere. Bu gece bencildim. Kendi kendime kızdım. Oysa onu bu caddeye pek seyrek gönderirdim: Binde bir, güzel bir filmi görsün diye. Önlerde bir yere oturur, yanağı avucuna dayalı film seyreder, tam beni düşünmesini istediğim zaman beni düşünürdü. Film bitince eve yürüyerek dönerdi.”

Nedir Flanör? Bir eylemsizlik hali midir? (Bir şey yapıyor olmanın tam tersi olarak) Yoksa serseriliğe bir övgü müdür? Yukarıdaki paragrafta farkına vardığımız ilk şey, aylak gezen bir Bay C.’nin aslında hiç de aylak aylak gezmediğidir. Bu süreç boyunca birey genellikle düşünür ve durumlardan çeşitli çıkarımlar yapmaya çabalar. 

Flanör kelimesi köken olarak Fransızcadır: flâner oyalanmak, aylaklık etmek anlamına gelirken, flâneur “aylak” anlamını taşımaktadır. Kelimeye biraz daha kavramsal olarak yaklaşınca da, karşımıza aylaklık ve hedonizmi yaşam tarzı haline getiren kişi çıkar. 

“Flanörün salonu, evi, yaşama alanı ise önce pasajlar sonra da cadde ve sokaklardır. Pasajlar, cadde ile iç mekân olma özellikleriyle tam flanöre göredir. ‘Flanör, gezmeye çıkanların ve tütün tiryakilerinin, her meslekten olanların en sevdikleri yerin (pasaj), vakanüvisine ve filozofuna kavuşmasını sağlar.’ Yapısal özellikleri nedeniyle aynı anda hem dış hem iç mekân hissi uyandıran pasajlarda gezinen flâneur, bir süre sonra büyük mağazalara rağbetin artarak tam anlamıyla bir pazara dönüşmesi ile birlikte büyüsünü yitiren mekânda artık ‘mallardan oluşma bir labirentin içinde dolanıp dururken’ bulur kendini. Flanörü sokakta gezinen herhangi bir adamdan ayıran ilk nokta, onun düşünce üreterek ve gezinmek için gezinmesi ise bir diğeri de herhangi bir adamda bulunan sokak-ev karşıtlığının onda bulunmamasıdır. ‘Pasajlar sayesinde sokak evi olmuş, dışarısı içleşmiştir.”

Aylak gezenin tembelliğinden dem vuracak olsak da, Flanörün tembelliği yalnızca görünüşündedir. Tembel görünümünün içerisinde gizlenen bir gözü açıklık vardır ki, sormayın! 

Modern yaşamın ve yeniliklerin toplumumuz içerisindeki en etken maddesidir “görünür olmayı istemek.” Algılanmadığımız zamanlarda, var olmadığımıza da inanıveririz hemencecik.  Aitlik kavramından uzaklaşarak, sahip olmaktan çekinerek, keşfe ve dünyaya açılmanın aylaklığı keyif verici olsa gerek. Kilit noktamız ise, gerçek anlamda algıdır. Bakılan değil, bakan olmak flanörlüğün ilk kuralıdır.

Şöyle bir dolaşıp gelelim dedik, dönemedik geriye. Bakmanın huzurundan, görmenin lezzetine eriştik çünkü. “Çağın örselenmiş belleğinde, düşüncenin sonsuza dek kayboluşuna karşılık, sonsuzlukta kaybolmanın düşüdür asıl doğrulanmayı bekleyen de.” 

Yolun farkındayız, hikâyeyi biliyoruz. Onu omuzlayarak, yaşamayı karşımıza alma gücünü bize “yolda olmak” verecektir. Ve insan, yalnızlıkla ancak tek başına kaldığında baş edebilecektir. Ağır adımlarla, yavaş yavaş...

"Sustu. Konuşmak lüzumsuzdu. Bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. Biliyordu anlamazlardı." 

Her sessizlik, yeni bir başkaldırıştır insanlığa… 
Susmanın, keşfin ve aylaklığın başkaldırışına!

Zeynep Betül DEMİRSES

Yorumlar
Kod: 52T81